Sinüzit, burun boşluğunun çevresinde yer alan ve paranazal sinüsler adı verilen hava dolu kemik boşlukların iç yüzeyini kaplayan mukozanın iltihaplanmasıdır. Bu boşluklar normal koşullarda ince kanallar aracılığıyla burun içine açılır, ürettikleri salgıyı bu yolla boşaltır ve içlerindeki havanın yenilenmesini sağlar. Havalanma ya da boşalma bozulduğunda salgı sinüs içinde birikir, mukoza ödemlenir ve iltihabi tablo ortaya çıkar. Hastalık günümüzde burun mukozasıyla birlikte değerlendirildiği için tıbbi yazında çoğunlukla «rinosinüzit» terimi kullanılır.
Sinüzit, birbirinden farklı süre ve şiddette seyredebilen bir tablolar grubunu tanımlar. Birkaç hafta içinde gerileyen hafif bir dönem olabileceği gibi, aylarca süren ve günlük yaşamı belirgin biçimde etkileyen bir seyir de izleyebilir. Bu nedenle yaklaşım kişiye göre belirlenir; belirtilerin süresi ve sıklığı, altta yatan yapısal veya alerjik etkenler ve daha önce uygulanan tedavilere alınan yanıt birlikte değerlendirilir. Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır; kişiye özel değerlendirme ancak hekim muayenesi ile yapılabilir.
Akut ve kronik sinüzit ayrımı
Sinüzit, belirtilerin sürdüğü zamana göre sınıflandırılır. Akut sinüzit genellikle bir üst solunum yolu enfeksiyonunun ardından başlar ve belirtiler dört haftadan kısa sürer. Çoğu akut tablo viral kökenlidir; yani antibiyotik gerektirmeyen, kendini sınırlayan bir seyir izler. Belirtilerin on günden uzun sürmesi, düzelme eğilimindeyken yeniden ağırlaşması ya da yüksek ateş ile birlikte belirgin yüz ağrısı olması bakteriyel bir sürecin eklendiğini düşündürebilir.
Kronik sinüzitte ise belirtiler on iki hafta ve daha uzun süre devam eder. Burada tablo genellikle geçici bir enfeksiyondan çok, sinüslerin havalanmasını ve salgı boşalmasını sürekli bozan bir zeminden kaynaklanır. Yılda birkaç kez tekrarlayan ve arasında tümüyle düzelen tablolar ise tekrarlayan akut sinüzit olarak adlandırılır. Bu ayrım önemlidir, çünkü akut ve kronik tabloların tedavi yaklaşımı farklıdır.
Belirtiler
Sinüzit belirtileri kişiden kişiye ve tutulan sinüs bölgesine göre değişebilir. Genellikle birkaç belirti bir arada bulunur ve tanı yalnızca bir bulguya dayandırılmaz. Bazı kişilerde yüz ağrısı öne çıkarken, bazılarında geniz akıntısı ya da koku alma sorunu daha rahatsız edicidir.
- Yüzde ağrı, basınç ya da dolgunluk hissi; öne eğilmekle artabilir
- Burun tıkanıklığı, tek veya çift taraflı olabilir
- Burundan ya da genize doğru koyu kıvamlı akıntı
- Koku alma duyusunda azalma veya kayıp
- Baş ağrısı ve diş bölgesine yayılan rahatsızlık hissi
- Uzayan öksürük, özellikle geceleri ve sabaha karşı
- Halsizlik, uyku kalitesinde bozulma, ağız kokusu
Ne zaman hekime başvurulmalı
Soğuk algınlığı benzeri belirtilerin bir hafta on gün içinde gerilemesi beklenir. Belirtilerin bu süreyi aşması, geriledikten sonra yeniden ağırlaşması veya yılda birkaç kez tekrarlaması bir Kulak Burun Boğaz değerlendirmesi için uygun bir zamandır. Koku alma duyusunun azalması, sürekli tek taraflı tıkanıklık ya da uzun süren geniz akıntısı da değerlendirme gerektiren durumlardır.
Bazı bulgular ise gecikmeden değerlendirilmelidir. Göz çevresinde şişlik veya kızarıklık, gözü hareket ettirmekte zorlanma, çift görme, şiddetli ve giderek artan baş ağrısı, ense sertliği ya da bilinç değişikliği gibi durumlar seyrek görülmekle birlikte ciddi komplikasyonlara işaret edebilir. Bu tabloların acil sağlık kuruluşunda değerlendirilmesi uygun olur.
Zemin hazırlayan etkenler
Sinüzitin tekrarlayan ya da uzayan bir seyir izlemesinde çoğu zaman sinüslerin doğal boşalma yollarını daraltan bir etken bulunur. Bu etkenler belirlenmeden yapılan tedavilerde belirtiler geçici olarak gerileyip yeniden ortaya çıkabilir. Bu nedenle muayenede yalnız iltihabın kendisi değil, ona zemin hazırlayan yapı da araştırılır.
- Burun orta bölmesinin eğriliği, yani septum deviasyonu
- Alerjik rinit ve buna eşlik eden mukoza ödemi
- Burun içi et olarak bilinen konka büyümeleri
- Nazal polipler; burun içinde iyi huylu, ödemli doku oluşumları
- Çocuklarda büyümüş geniz eti
- Sık üst solunum yolu enfeksiyonları ve sigara dumanına maruz kalma
- Üst çene arka dişlerinden kaynaklanan enfeksiyonlar
- Bağışıklık sistemini etkileyen hastalıklar ve bazı ilaç duyarlılıkları
Tanı: endoskopi ve tomografinin yeri
Değerlendirme ayrıntılı bir hikâye alınmasıyla başlar. Belirtilerin ne zaman başladığı, ne kadar sürdüğü, mevsimsel değişiklik gösterip göstermediği ve önceki ilaçlara alınan yanıt yol göstericidir. Ardından burun ve boğaz muayenesi yapılır.
Nazal endoskopi, ucunda ışık ve optik sistem bulunan ince bir cihazla burun içinin doğrudan görüntülenmesidir. Muayenehane koşullarında, genellikle lokal uyuşturucu sprey sonrası uygulanır ve kısa sürer. Bu yöntemle sinüs ağızlarının açık olup olmadığı, mukozanın durumu, polip varlığı ve akıntının kaynağı basit bir ön muayenede görülemeyecek ayrıntıda değerlendirilebilir.
Paranazal sinüs tomografisi, sinüs boşluklarının ve aralarındaki kemik yapıların ayrıntılı olarak incelenmesini sağlar. Her sinüzit belirtisinde tomografi istenmez; genellikle uzun süren veya tekrarlayan tablolarda, cerrahi düşünülen durumlarda ya da komplikasyon şüphesinde başvurulur. Görüntülemedeki bulgular her zaman şikâyetlerin şiddetiyle örtüşmeyebilir; bu nedenle tomografi bulguları hastanın belirtileriyle birlikte yorumlanır. Gerekli görülen durumlarda alerji testleri de değerlendirmeye eklenebilir.
Tedavi seçenekleri: ilaç tedavisi ve cerrahi
Sinüzitte başlangıç yaklaşımı genellikle ilaç tedavisidir. Amaç mukoza ödemini azaltmak, sinüs ağızlarının açılmasını sağlamak ve varsa enfeksiyonu kontrol altına almaktır. İlaç seçimi ve süresi tablonun akut mu kronik mi olduğuna, altta yatan etkenlere ve kişinin diğer sağlık durumlarına göre belirlenir. Burun içine uygulanan kortikosteroid spreyler kronik tabloların uzun dönem yönetiminde sık kullanılan seçeneklerdendir. Antibiyotik ise her sinüzitte gerekmez; bakteriyel bir sürecin düşünüldüğü durumlarda hekim değerlendirmesiyle uygulanır.
Tuzlu su ile burun yıkama, tedavinin destekleyici ama önemli bir parçasıdır. Biriken salgının ve alerjenlerin uzaklaştırılmasına yardımcı olur, mukozayı nemlendirir ve diğer ilaçların etkisini destekler. Burun tıkanıklığını hızla açan dekonjestan spreylerin uzun süreli ve kontrolsüz kullanımı ise mukozada uzun süre geçmeyen bir tıkanıklığa yol açabildiği için hekim önerisi dışında sürdürülmemelidir.
Yeterli süre ve uygun biçimde uygulanan ilaç tedavisine karşın belirtiler sürüyorsa, sinüslerin boşalmasını engelleyen belirgin bir yapısal sorun ya da yaygın polip gibi bir durum eşlik ediyorsa cerrahi gündeme gelebilir. Fonksiyonel endoskopik sinüs cerrahisi, kısaca FESS, burun deliklerinden girilerek endoskop eşliğinde yapılan bir yöntemdir; yüzde kesi yapılmaz. Amaç sinüslerin doğal boşalma yollarını genişletmek ve tıkanmaya yol açan hastalıklı dokuyu alarak sinüslerin kendi işleyişine dönmesine olanak sağlamaktır. Eşlik eden septum deviasyonu veya konka büyümesi varsa bunlar aynı seansta düzeltilebilir.
Her cerrahi girişimde olduğu gibi FESS de kanama, enfeksiyon, yapışıklık gelişimi ve seyrek görülen göz ya da kafa tabanı ile ilgili durumlar dahil olmak üzere belirli riskler taşır. Bu riskler, beklenen yarar ile birlikte ameliyat öncesinde ayrıntılı olarak konuşulur. Cerrahiye alınan yanıt kişiden kişiye değişir; hastalığın altta yatan zemini sürdüğünde ameliyattan sonra da ilaç tedavisi gerekebilir.
İyileşme süreci ve dikkat edilmesi gerekenler
Endoskopik sinüs cerrahisi sonrasında ilk günlerde burun tıkanıklığı, sulu ya da hafif kanlı akıntı, burun çevresinde dolgunluk ve baş ağrısı görülebilir. Bu bulgular genellikle iyileşme sürecinin beklenen parçasıdır. Günlük yaşama dönüş süresi kişiye ve yapılan işlemin genişliğine göre değişir; hekim tarafından kişiye özel olarak belirtilir.
Ameliyat sonrası dönemde burun içi bakımı sonucu belirleyen etkenlerdendir. Düzenli tuzlu su ile yıkama, önerilen ilaçların aksatılmadan kullanılması ve kontrol muayenelerine gidilmesi istenir. Kontrollerde endoskopi ile burun içi değerlendirilir ve gerekirse temizlik yapılır. Ağır egzersiz, burnu kuvvetle silme, sigara ve tozlu ortamlar gibi konularda hekimin verdiği süreye uyulması iyileşmeyi destekler.
Alerjik rinit ya da polip gibi devam eden bir zemin varsa uzun dönemde takip gerekir. Sinüzit çevresel etkenlerle de ilişkili olduğundan tedavi sonrasında dönemsel değerlendirme yararlı olabilir. Randevu ve bilgi için iletişim kurulabilir.
