Burun tıkanıklığının sık rastlanan iki nedeni, burnun içini ikiye ayıran orta bölmenin (septum) eğriliği ve burun içindeki konkaların (halk arasındaki adıyla burun etlerinin) büyümesidir. Bu iki durum çoğu zaman birlikte bulunur; biri zamanla diğerini belirgin hale getirebilir.
Aşağıdaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır. Şikâyetin gerçek kaynağı, uygun yaklaşım ve tedavi kararı hekim muayenesi ile belirlenir; iyileşme süreci ve elde edilen sonuç kişiden kişiye değişir.
Septum deviasyonu ve konka büyümesi nedir?
Septum, burnun içini sağ ve sol olmak üzere ikiye ayıran, önde kıkırdak arkada kemik yapıdan oluşan bölmedir. Bu bölmenin orta hattan sapmasına septum deviasyonu adı verilir. Sapma doğuştan gelen bir gelişim farklılığına bağlı olabileceği gibi, çocukluk veya erişkinlik döneminde burna alınan bir darbe sonrasında da ortaya çıkabilir. Toplumda bir miktar eğrilik oldukça yaygındır ve her eğrilik şikâyet oluşturmaz.
Konkalar, burun boşluğunun yan duvarında yer alan, üzeri mukoza ile örtülü kıvrımlı yapılardır. Nefes alınan havayı nemlendirir, ısıtır ve tozdan arındırmaya yardımcı olur. Alerji, uzun süreli tahriş, hormonal değişiklikler veya bilinçsiz sprey kullanımı gibi nedenlerle bu yapılar büyüyebilir; bu duruma konka hipertrofisi denir.
Septum eğriliği bulunan kişilerde burnun geniş kalan tarafındaki konka, zamanla büyüyerek boşluğu doldurma eğilimi gösterebilir. Bu nedenle iki durum çoğunlukla birlikte değerlendirilir ve tedavi planı ikisi birlikte düşünülerek yapılır.
- Septum: burnu ikiye ayıran kıkırdak ve kemik bölme
- Konka: burun yan duvarında yer alan, havayı nemlendiren ve ısıtan yapı
- Deviasyon: septumun orta hattan sapması
- Hipertrofi: konkanın hacim olarak büyümesi
Belirtiler ve hekime başvurulması önerilen durumlar
Sık bildirilen şikâyet burun tıkanıklığıdır. Tıkanıklık sürekli olabileceği gibi, gün içinde ya da yatış pozisyonuna göre taraf değiştirebilir. Burnundan yeterince hava alamayan kişi ağzını açarak nefes almaya yönelir; bu durum özellikle uyku sırasında ağız kuruluğuna, boğazda yanma hissine ve dinlenememe duygusuna yol açabilir.
Havanın burnun üst bölümündeki koku alma alanına ulaşamaması, koku duyusunda azalmaya neden olabilir. Burun içindeki hava akımının bozulması sinüs ağızlarının havalanmasını da etkileyebileceğinden tekrarlayan sinüzit tablolarına zemin hazırlayabilir. Bazı kişilerde horlama, sabah yorgunluğu ve baş ağrısı tabloya eşlik eder.
Şikâyetlerin birkaç haftadan uzun sürmesi, günlük yaşamı ya da uyku düzenini etkilemesi durumunda kulak burun boğaz değerlendirmesi önerilir.
- Bir veya iki tarafta süregelen burun tıkanıklığı
- Ağız açık uyuma, sabahları ağız ve boğaz kuruluğu
- Koku duyusunda azalma
- Yıl içinde birkaç kez tekrarlayan sinüs iltihabı
- Horlama ve uyku sırasında rahat nefes alamama
- Burun içinde kabuklanma, zaman zaman burun kanaması
- Geçmişte burna alınmış darbe öyküsü
Tanı nasıl konur?
Değerlendirme ayrıntılı bir hikâye alınmasıyla başlar. Şikâyetin ne zaman başladığı, hangi tarafta belirgin olduğu, mevsimsel değişiklik gösterip göstermediği, eşlik eden alerji bulguları ve daha önce kullanılan ilaçlar tanıya yön verir.
Ön burun muayenesinin ardından, gerekli görüldüğünde endoskopik muayene yapılır. İnce bir endoskop yardımıyla burun boşluğunun arka bölümleri, septumun arka kısmı, konkaların durumu, geniz bölgesi ve sinüs ağızları doğrudan görülebilir. Bu inceleme, dışarıdan bakıldığında fark edilmeyen arka bölge eğriliklerinin ya da geniz eti, polip gibi ek nedenlerin ayırt edilmesine yardımcı olur.
Konkaların büyüklüğü, damar büzücü sprey uygulanmadan önce ve sonra karşılaştırılarak da değerlendirilebilir. Böylece büyümenin ödeme bağlı geri dönüşlü bir durum mu, yoksa yapısal bir büyüme mi olduğu konusunda fikir edinilir. Alerji şüphesinde alerji testleri, sinüs hastalığı düşünülen durumlarda görüntüleme yöntemleri istenebilir.
İlaç tedavisi seçenekleri
Her eğrilik cerrahi gerektirmez. Şikâyetin ağırlığına ve altta yatan nedene göre, öncelikle ilaç tedavisiyle hava yolunun rahatlatılması denenebilir.
Burun içine uygulanan kortikosteroid spreyler, mukozadaki ödemi ve iltihabi yanıtı azaltmayı hedefler; etkileri genellikle düzenli kullanımın birkaç haftası içinde belirginleşir. Alerjik zemin varsa antihistaminik ilaçlar eklenebilir. Tuzlu su solüsyonlarıyla burun yıkama ise kabuklanmayı ve tahrişi azaltmaya yardımcı olabilir.
Reçetesiz alınabilen damar büzücü (dekonjestan) spreylerin birkaç günü aşan kullanımı, ilaç bırakıldığında tıkanıklığın daha da artmasına yol açabilir. İlaca bağlı rinit olarak adlandırılan bu tablo, konka büyümesinin sık nedenlerinden biridir; bu nedenle söz konusu spreylerin hekim önerisi dışında sürdürülmemesi önemlidir.
İlaç tedavisi mukozadaki şişliği azaltır; ancak septumun kıkırdak ve kemik yapısındaki eğriliği değiştirmez. Şikâyet ağırlıklı olarak yapısal bir nedene bağlıysa ilaç tedavisinden beklenen fayda sınırlı kalabilir.
Cerrahi tedavi: septoplasti ve konka küçültme
Yeterli süre uygulanan ilaç tedavisine karşın şikâyet sürüyorsa ve muayene bulguları bu şikâyetle uyumluysa cerrahi seçenek gündeme gelebilir. Septoplasti, eğri olan kıkırdak ve kemik bölümlerin düzeltilmesi ya da çıkarılması yoluyla hava yolunun genişletilmesini amaçlar. İşlem burun içinden yapılır; yüzde dışarıdan görülen bir kesi bulunmaz.
Septoplastinin hedefi burnun dış görünümünü değiştirmek değildir. Dış şekilde de değişiklik istenen durumlarda, işlev ve görünümün birlikte ele alındığı septorinoplasti ayrı bir planlama gerektirir; bu tercih muayenede ayrıca konuşulur.
Konka küçültme işlemi çoğunlukla aynı seansta yapılabilir. Radyofrekans uygulamasında konkanın iç dokusuna ince bir uç aracılığıyla kontrollü ısı enerjisi verilir; amaç mukozanın dış yüzeyini ve işlevini olabildiğince koruyarak hacmi azaltmaktır. Etki bir anda değil, iyileşme süreci boyunca haftalar içinde ortaya çıkar. Daha ileri büyümelerde konkanın bir bölümünün cerrahi olarak küçültüldüğü yöntemler tercih edilebilir.
Anestezi biçimi (genel veya lokal), işlemin kapsamı ve kişinin genel sağlık durumu göz önünde bulundurularak planlanır. Hangi yöntemin uygun olduğu, muayene bulguları ve kişinin beklentileri birlikte değerlendirilerek belirlenir.
İşlem sonrası süreç ve iyileşme
Günümüzde septoplasti sonrasında, geçmişte kullanılan ve çıkarılması rahatsızlık veren tam tıkayıcı tamponların yerini büyük ölçüde, ortasında hava kanalı bulunan silikon splintler almıştır. Bu splintler septumu desteklerken burundan sınırlı da olsa nefes alınmasına imkân tanır ve genellikle birkaç gün içinde muayenehanede çıkarılır. Kullanılacak malzeme ve kalış süresi uygulanan işleme göre değişir.
İşlemden sonraki günlerde burunda dolgunluk, hafif sızıntı ve ödem beklenen bulgulardır. Ağrı algısı kişiden kişiye değişir ve genellikle hekimin önerdiği ağrı kesicilerle yönetilir. Splint çıkarıldıktan sonra da bir süre kabuklanma ve zaman zaman tıkanıklık hissi sürebilir; bu dönem iyileşmenin doğal bir parçasıdır.
Burun içi mukozanın toparlanması birkaç haftalık bir süreçtir. Nefes almadaki değişimin sağlıklı biçimde değerlendirilebilmesi için genellikle bu sürenin tamamlanması beklenir. Kontrol muayeneleri, iyileşmenin izlenmesi ve burun içi temizliğinin yapılması açısından önem taşır.
- Splint ya da tamponun çıkarılma zamanı uygulanan yönteme göre planlanır
- Tuzlu su ile burun bakımı hekimin tarif ettiği biçimde sürdürülür
- Sümkürme, ıkınma ve ağır kaldırmadan bir süre kaçınılması istenir
- Sıcak ortam, sauna ve yoğun spordan geçici olarak uzak durulması önerilir
- Sigara dumanı ve tozlu ortamlar iyileşme döneminde sınırlandırılır
- Kontrol randevularının aksatılmaması iyileşmenin izlenmesini kolaylaştırır
Dikkat edilmesi gerekenler
Burun tıkanıklığının nedeni her zaman septum eğriliği veya konka büyümesi olmayabilir. Alerjik rinit, geniz eti, nazal polip, sinüs hastalıkları ve daha seyrek görülen başka durumlar da benzer şikâyet oluşturabilir. Bu nedenle şikâyetin kaynağını belirlemeye yönelik muayene, tedavi planının temelini oluşturur.
Her cerrahi girişimde olduğu gibi septoplasti ve konka küçültme işlemlerinin de kanama, enfeksiyon, burun içinde yapışıklık, septumda delinme, koku duyusunda değişiklik ve şikâyetin bir bölümünün sürmesi gibi olası riskleri vardır. Bu durumlar her kişide görülmez; işlem öncesinde hekimle ayrıntılı konuşulması ve bilgilendirilmiş onam sürecinin tamamlanması uygun olur.
Ameliyat sonrası dönemde şu bulgular kontrol randevusu beklenmeden değerlendirilmelidir: durmayan veya tekrarlayan burun kanaması, giderek artan tek taraflı tıkanıklık ile birlikte burun içinde basınç ve ağrı, yüksek ateş, burun çevresinde yayılan kızarıklık ve şişlik. Özellikle septum içinde kan birikmesi (septal hematom) erken boşaltılmadığında kıkırdak beslenmesini bozabildiği için zaman açısından önem taşır.
Elde edilen sonuç; eğriliğin biçimi ve derecesi, mukozanın yapısı, alerjik zemin bulunup bulunmaması, sigara kullanımı ve kişisel iyileşme özellikleri gibi etkenlere bağlı olarak değişkenlik gösterir. Bazı kişilerde zaman içinde ek tedaviler gündeme gelebilir. Burada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesinin yerini almaz. Randevu ve bilgi için iletişim kurulabilir.
